1. Ana Sayfa
  2. Genel

Bize Buğday Gerek – Ben Lider Olsam

Bize Buğday Gerek – Ben Lider Olsam
Bize Buğday Gerek
+ - 1

Ben ekonomi uzmanı değilim ve bu yüzden hassas ve çok ileri seviyede önlemler hakkında pek bir bilgi sahibi olduğumu iddia edemem ama Bize Buğday Gerek diyebiliyorum, zira bu basit ve hayati bir gerçek. Bu yazı ben lider olsam konusudur.

Hayat İçin Bize Buğday Gerek

Çok değil ama her Ramazan’da Hz. Yusuf Peygamberin hayatını izliyoruz değil mi? O zamanların teknolojisi ile adamlar 7 yıllık hasatı stok yapıp, 7 yıl boyunca bu stoktan faydalanıyorlar.

Yapılan stok sayesinde sadece insanları tok tutmuyor, diğer canlılara dahi pay ayırabiliyorlar ve komşu ülkelerin insanlarına da can suyu verebiliyorlar. Peki bundan niye hiç esinlenmiyoruz?

Köylerin en zenginlerine bakarsanız, çoğunluğunun sahip olduğu parayla buğday gibi hububat stoklayıp, sonrasında daha uygun fiyatlardan sattığını görürsünüz. Öyle ya da böyle hayat için bize buğday gerek ve yatırımcısını her zaman ihya etmiş olduğu bir gerçek.

Malumunuzdur, Rusya-Ukrayna krizi kapıda. Bu gerçekleştiğinde de buğday sorunu yaşayacağımız bir gerçek. Niye, çünkü ithal ediyoruz. Tamam ithal ettiğimizi işleyip, daha pahalıya, ihraç ediyor olabiliriz. Lakin bu dışa bağlı olduğumuz gerçeğini değiştirmiyor. Buğdayda dışa bağlıyız!

Peki bu bizim dışa bağlı olduğumuz ülkeler niye fazla buğday üretiyorlar? Planlama ya da üretim hatası mı? Yoksa hakikaten karlılık mı söz konusu? Bence adamlar buğdayı işlemediği halde bile kar elde edebiliyorlar, biz işleyerek anca kar elde edebiliyoruz. Yani onların buğdayı bizim makarnamızdan değerli.

Peki biz niye fazladan (!) üretmiyoruz?
Neyimiz eksik?
Bence vizyonumuz eksik…
Tamam sen uzaya çıkacak teknolojiye sahip olabilirsin ama vatandaşın aç kalıyorsa bu boşa.
İhtiyaçlar hiyerarşisini es geçiyoruz, biz bunu hep yapıyoruz.
Ortada ap açık bazı kurallar varken, biz bunu görmezden geliyoruz.

Bize Buğday Gerek Buğday!

İnsanı yaşat ki devlet yaşasın…
Sen devlet olarak tabii ki hastane yap, fabrikalar kur, uzaya git.
Lakin bu işleri yaparken vatandaşını unutma, zira insanı yaşat ki devlet yaşasın.

Üç tarafımız denizlerle çevrili olacak, dört mevsimi tadacağız ama buğdayı ithal edeceğiz.
Bu iş böyle olmaz, buğdayı stoklamamız gerekiyor, bunun içinde öyle bir üretim yapabilir olmalıyız ki ithalat bitmeli, ihracat başlamalı ve bu ihracatın değerini bizim belirlememiz için silolarımız dolu olmalı.

Amerika’lıların bir lafı var, “First things first.”
Bu onlar için çok önemli ve unutulmayan bir öğüt.
Her şey sırayla diyorlar kısaca, önce olan önce yapılır gibi kabaca çeviri de mümkün.
Peki bizde öyle mi?
Biz bir şeyi yapıp, ikinciye geçince ilki unutuyoruz.

Buğday üretip değirmene satan çiftçi, arsasını müteahite verip ev hakkını satıyor. Gelen para ve birikmişi işe değirmen alıyor. Sonrasında da yeterince buğday yok diye dükkanı kapatıp, aç kalıyor.

Bizim durum bu, bir sonraki limana varınca gemileri yakıyoruz.
Yahu biz öncelikle tarım ülkesi olmamız lazım, gelişmekte olan bir ülkeyiz, aç adam gelişir mi?

Peki buğday bolluğu olsa ne olur?

Diyelim ki beni dinlediler ve bolca buğday ürettik. Ne elde ederiz, ne kaybederiz?
İlk olarak ekmek fiyatları bu kadar can yakıcı olmaz, bunda hem fikir olduğumuzu düşünüyorum.
E hep mi ekmek yiyeceğiz? Hayır!
Makarna ne ile yapılıyor? Buğday.
İrmik? Bulgur? Nişasta? Alkol? Bunlarda buğday ile üretilen bazı şeyler.

Buğday sadece tanesi ile değil, sapı ile de değerli bir ürün.
Hayvanların yani inek, koyun, kuzu, tavuk, hindi vs. hepsi buğday ile beslenebilir. Yani buğday ve bitkisinin geri kalan kısımları, doğru mu?
Peki bizim çiftçimiz ne diyor? Saman balyası çok pahalı alamıyoruz, alanlarda maliyet olarak ekleyip eti daha fazla fiyattan satıyor, doğru mu?

Ekonomik olarak bakalım olaya.
Biz ithal etmeyi bırakıp, kendi kendimize yetsek bile ihracat sayesinde yurda döviz girer mi? Girer…
Hem buğday hem işlenmiş ürünlerini satsak, döviz çoşar mı? Çoşar!
Peki buğday konusunda uzman olsak ve maliyet konusuda elimiz kuvvetlense, komşu ülkeler buğdayı üretmek yerine bizden ithal etseler güzel olmaz mı? Olur!
Buğday yaptırım aracı dahi olur.

Peki Çiftçiyi Nasıl Koruyacağız?

Diyelim ki tamam, üretim başlayacak; hemde çok geç olmadan bu yaz.
Peki çiftçi bu fazla üretim sonucu nasıl hayatta kalacak, üretim artarsa fiyatlar düşmez mi?

İlk olarak benim nazarımda buğday milli güvenlik meselesidir.
Yani bu işi devlet organize etmeli.
Peki nasıl?

Buğday çiftçisininin tüm üretimini buğdayın kalitesine göre baştan belirlen mazot oranı karşılığında almayı taahüt etmeli devlet. Diyecek ki ben buğdayın kilosunu dizel yakıtın parakende satış fiyatının %5’i fiyattan alırım.
Çiftçi de rahatça bu güvence ile girebilir bu işe.

Diyelim ki çok stok yapmak gerekti, bozulmasın bu buğday?

Hz. Yusuf’tan boşu boşuna bahsetmedim. Onun zamanındaki teknoloji ile 7 yıl saklanabilen buğday, bizim zamanımızda da en azında 5 sene saklanır değil mi? Üretim çok olursa 5 sene de stoktan yeriz, onun yerine de bu sefer Ayçiçek ekeriz.

Buğday, yani aş; gelişmekte olan bir ülke için hayati öneme sahip. Lakin biz bunu bilmez gibi dışa bağlı yaşıyoruz.
Rusya ya da Ukrayna gibi ülkelerden hem buğdayın parasını hem nakliyesinin parasını verip getirmek karlı olabiliyorsa, bu paranın bir kısmını çiftçimize taahüt etmeliyiz ki rahatça üretsin.

Bu yazıyı kaleme alırken, inkar edemeyeceğim, ben lider olsam ne yapardım diye düşünerek yazdım. Ben lider olsam napar eder bu buğday işine ağırlık verirdim. Benim verdiğim önem nispetinde özen göstermeyenlerin de gözünün yaşına bakmazdım. Bu hareketle kimsenin kaybedeceğini düşünmüyorum.

Yazar Hakkında

Fikrini söyle, sorunu sor!

Yorumlar (1)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.